5 Mart 2021

Acaba aracınız cinsiyetçi olabilir mi?

Araç tasarımında ve testlerinde cinsiyet önyargısı yoldaki kadınları nasıl etkiliyor?

LeasePlan'de herkes için eşitliği savunuyoruz çünkü konu faydalı bireyler olmak ise cinsiyetin hiç bir önemi olmadığını biliyoruz. Ancak ne yazık ki dünya otomotiv endüstrisinde hala cinsiyetçilikten izler bulmak mümkün. Kadınlar Günü ruhuna uygun olarak, kendi sektörümüzde araç tasarımı ve araç güvenlik testi gibi başlıklarda neden hala gizli bir cinsiyet önyargısı olduğu konusuna eğilmek istedik. #ChooseToChallenge

Aracınızı cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir mobilite aracı olarak görseniz de gerçekleri göz ardı etmek çok da mümkün değil. Her şey, araçların erkekler göz önünde bulundurularak tasarlandığı ve güvenlik testlerinin de bu doğrultuda yapıldığı gerçeğiyle başlıyor. Araçlardaki cinsiyet önyargısı da basit bir rahatsızlıktan daha fazlasını, gerçek bir sürüş güvenlik endişesini içeriyor. Kadın sürücülerin ciddi şekilde yaralanma olasılığı erkek meslektaşlarından % 73 daha yüksek olup bu oran can kaybı söz konusu olduğunda ise % 17 olarak karşımıza çıkıyor. Bu toplumsal cinsiyet önyargısını, otomotiv tasarımı ve güvenlik testi aşamalarının üç ana alanında görüyoruz:

1. Araç tasarımı

Herkes için güvenli bir araç tasarlarken, boyut ve ağırlık farklılıklarına ek olarak, erkeklerin ve kadınların farklı bir kas kütlesi dağılımına, kemik yoğunluğuna ve omur aralıklarına sahip olduğunu dikkate almak büyük önem taşıyor. Yine de çoğu otomobil üreticisi bu gerçekleri görmezden geliyor. Arkadan çarpışmalara bakıldığında, kadın sürücülerin, hafif ağırlıklarının daha hızlı öne ivmelenmesi nedeniyle erkek meslektaşlarına göre kamçı darbesiyle yaralanma olasılığı daha yüksek. Biyolojik farklılıklardan kaynaklanan güvenlik sorunları nispeten kolay bir çözüm olsa da bu sorunları anlamak ve bunları araç tasarımına uygulamak için otomobil üreticilerinin hem kadın hem de erkek çarpışma testi mankenleri ile güvenlik testleri yaparak işe başlamaları gerekiyor.

2. Çarpışma testi mankenleri

Otomobil çarpışma testlerinde kullanılan mankenlerin tüm insanları yansıtması beklenir, ancak manken tasarımları 1970’de sdandart olarak 77kg ve 175 cm şeklinde belirlenen ve “sözde” %50’lik bir pay ile erkeği' temsil edecek şekilde saptanmıştır. ABD'deki Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’nin (NHTSA), bir 'kadın' test mankeni tanıtımı ise 2003 yılından önce gerçekleşmedi. Yine de, bu test mankeni, aslında erkek kukla modelinin küçültülmüş bir versiyonu olup kadınların yalnızca % 5'ini temsil ediyor ve genellikle sürücü olarak değil, yolcu olarak test ediliyor. Dahası, bu küçük erkek test mankeni, kas kütlesi dağılımı dahil olmak üzere erkekler ve kadınlar arasındaki biyolojik farklılıkları hesaba katmıyor. 

3. Araçlarda ses tanıma ve yapay zeka (YZ)

Ses tanıma, bir iletişim teknolojisi olarak giderek daha önemli hale gelirken, tam olarak kimlerin sesinin anlaşıldığı bir sorun olmaya devam ediyor. Örneğin, YZ ses tanıma, kadın seslerini tanımada daha kötü performans gösteriyor. Bunun nedeni yine, yapay zekanın, programlanma ve tasarlanma aşamasında kullanılan veri kümesine bakması. Ve bu veri kümesi ağırlıklı olarak erkeklerden oluştuğu için, kadınlar esasen onları doğru bir şekilde tanımak için eğitilmemiş yapay zeka tarafından algılanamıyor ve bunu kullanmayı bırakıyor. Otomobil üreticilerinin bu sorunu çözmek için girişimleri var mı? Ciddiye alınması zor bir öneriyle, kadınların konuşma biçimlerini değiştirmek için " eğitimden" geçmelerini, böylece teknolojinin onları anlayacak şekilde konuşmayı öğrenebileceklerini söylüyor, sorun yazılımda olsa bile. 

LeasePlan olarak, tüm sürücülerin güvenliğini sağlamak için, otomotiv endüstrisinin yerleşik önyargılara ve veri boşluklarına eğilmesi gerektiğini ve aynı zamanda araç üretiminin tüm aşamalarının çeşitlilik prensibinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz, Bu noktada yalnızca üreticilerine değil sektörün tüm üyelerine ayrı ayrı rol düşüyor.